Rahim Miyomları (Uterin Fibroidler)
Rahim Miyomlarına Genel Bakış
Rahim miyomları, rahimde gelişen yaygın kitlelerdir. Genellikle gebelik ve doğurganlık yıllarında ortaya çıkarlar. Kanser değildir ve neredeyse hiç kansere dönüşmezler. Ayrıca, rahimdeki diğer kanser türleri için riski artırmazlar. Tıpta leiomyom veya myom olarak da adlandırılırlar.
Miyomların sayısı ve boyutu değişir. Tek bir miyom veya birden fazla miyom olabilir. Bazı miyomlar çok küçüktür, bazıları ise greyfurt boyutuna veya daha büyük boyutlara ulaşır. Aşırı büyüyen miyomlar rahmin içini ve dış konturunu bozar. İleri vakalarda miyomlar pelvisin ya da karın boşluğunu dolduracak kadar büyür. Bu durumda hasta dışarıdan hamile gibi görünür.
Birçok kişide rahim miyomları yaşamlarının bir döneminde görülebilir. Çoğu zaman belirtisizdir ve fark edilmeyebilir. Genellikle rutin jinekolojik muayene veya gebelik ultrasonunda rastlantısal olarak saptanır.
Rahim Miyomu Belirtileri
Rahim miyomu olan birçok kişide herhangi bir belirti görülmez. Belirti gelişen kişilerde ise şikâyetler, miyomun bulunduğu yer, büyüklüğü ve sayısı ile belirlenir.
Rahim miyomlarının en sık görülen belirtileri şunlardır:
Yoğun adet kanaması, ağrılı adet görme ve adet süresinin uzaması en sık görülen belirtilerdir. Daha sık adet olma, kasık bölgesinde baskı hissi veya ağrı da yaygındır. Sık idrara çıkma ve idrar yapmada zorluk olabilir. Karın bölgesinde büyüme, kabızlık, karın alt kısmında veya bel bölgesinde ağrı görülebilir. Cinsel ilişki sırasında ağrı da belirtiler arasında yer alır.
Nadiren de olsa bir miyom kendi kan akımını kaybettiğinde ve dokusu bozulmaya başladığında ani ve şiddetli ağrıya yol açabilir.
Miyomlar sıklıkla yerleşim bölgelerine göre sınıflanır. İntramural miyomlar rahmin kas tabakasında büyür. Submukozal miyomlar rahim boşluğuna çıkıntı yapar. Subserozal miyomlar rahmin dış yüzeyine gelişir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Aşağıdaki durumlardan biri varsa doktora görünmek gerekir:
Geçmeyen pelvik ağrı olduğunda doktora görünmek gerekir. Günlük yaşamı kısıtlayan yoğun ya da ağrılı adet dönemleri de bu duruma dahildir. Adet aralarında lekelenme veya kanama olursa da doktora başvurulmalıdır. Mesanenin tam boşaltılamaması varsa, yine değerlendirme gerekir. Sürekli yorgunluk ve halsizlik gibi kansızlık belirtilerinde de tıbbi değerlendirme gereklidir.
Vajinadan çok şiddetli kanama varsa veya aniden keskin pelvik ağrı başlarsa hemen acil tıbbi yardım alın.
Rahim Miyomlarının Nedenleri
Rahim miyomlarının nedeni bilinmiyor. Ancak bazı etkenlerin miyom gelişimini etkilediği düşünülüyor.
Genetik Değişiklikler
Birçok miyomda, normal rahim kas hücrelerinde olmayan gen değişiklikleri bulunur. Bu, miyom oluşumunda genetiğin etkili olabileceğini gösterir.
Hormonların Etkisi
Östrojen ve progesteron hormonları her adet döngüsünde rahim iç tabakasını kalınlaştırır. Aynı hormonlar miyom büyümesini de destekler.
Miyomlar rahim kas dokusundan daha fazla östrojen ve progesterona bağlanan hücreler içerir. Menopozdan sonra hormonlar azalınca miyomlar genellikle küçülür.
Diğer Büyüme Faktörleri
Bazı maddeler, örneğin insülin benzeri büyüme faktörü, miyom büyümesini etkiler.
Hücre Dışı Matris (ECM)
Hücre dışı matris hücreleri bir arada tutar ve destekler. Tuğlalar arasındaki harç gibidir. Miyomlarda ECM miktarı artar, bu da miyomları daha sert ve lifli yapar. ECM ayrıca büyüme faktörlerini depolar ve hücrelerin biyolojik davranışlarını değiştirir.
Doktorlar rahim miyomlarının rahimdeki düz kas dokusunda bulunan bir kök hücreden gelişebileceğini düşünmektedir. Tek bir hücre tekrar tekrar bölünür ve zaman içinde çevre dokudan ayrılan sert, lastiksi bir kitle oluşur.
Rahim miyomlarının büyüme biçimi kişiden kişiye değişir. Bazıları yavaş büyür, bazıları hızlı büyür, bazıları ise uzun süre aynı boyutta kalabilir. Kimi miyomlar aniden büyüme atakları gösterebilir, bazıları da kendiliğinden küçülebilir.
Gebelik sırasında oluşan bazı miyomlar, doğumdan sonra rahim eski boyutlarına dönerken küçülebilir ya da tamamen kaybolabilir.
Rahim Miyomu Risk Faktörleri
Rahim miyomları için bilinen risk faktörleri sınırlıdır. Üreme çağında olmak başlıca etkendir. Bunun dışında şu durumlar risk artışıyla ilişkilidir:
Irksal Özellikler
Doğurganlık çağındaki doğuştan kadın cinsiyetine sahip her bireyde miyom gelişebilir. Ancak siyah ırktan kişilerde miyom daha sık görülür. Bu kişilerde miyomlar daha erken yaşta ortaya çıkma eğilimindedir. Ayrıca miyom sayısı daha fazla olabilir, boyutları daha büyük olabilir ve belirtiler daha ağır seyredebilir.
Aile Öyküsü
Anne ya da kız kardeşinde miyom öyküsü bulunması, kişinin riskini artırır.
Diğer Etkenler
10 yaşından önce adet görmeye başlamak, obezite, D vitamini düşüklüğü, kırmızı etten zengin ama yeşil sebze, meyve ve süt ürünlerinden fakir beslenme alışkanlığı ile alkol, özellikle bira tüketimi miyom gelişme riskini artırabilir.
Rahim Miyomlarının Yol Açabileceği Sorunlar
Rahim miyomları çoğu zaman tehlikeli oluşumlar değildir. Ancak ağrıya neden olabilirler ve bazı komplikasyonlara yol açabilirler. En sık görülen sorunlardan biri, yoğun kan kaybına bağlı olarak kırmızı kan hücrelerinin azalması, yani anemi gelişmesidir. Anemi, yorgunluk ve halsizlik yapabilir.
Adet kanaması çok fazlaysa, doktor anemiyi önlemek veya kontrol altına almak amacıyla demir desteği önerebilir. Bazı kişilerde kan kaybı o kadar fazla olabilir ki kan nakli gerekebilir.
Gebelik ve Rahim Miyomları
Miyomlar çoğu zaman gebeliğe engel olmaz. Ancak özellikle submukozal miyomlar kısırlık veya gebelik kaybı ile ilişkili olabilir.
Miyomlar ayrıca gebelik sırasında bazı komplikasyonların riskini de artırabilir. Bunlar arasında plasentanın rahim duvarından erken ayrılması anlamına gelen plasental dekolman, bebeğin beklenen hızda büyümemesi yani fetal büyüme kısıtlılığı, gebeliğin 37. haftadan önce sonlanması anlamına gelen erken doğum yer alır.
Rahim Miyomları Önlenebilir mi?
Araştırmacılar miyomların nedenlerini incelemeye devam etmektedir. Miyomları önlemeye yönelik daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Tam anlamıyla korunmak her zaman mümkün olmayabilir. Bununla birlikte, bu tümörlerin yalnızca küçük bir bölümünde aktif tedavi gerekir.
Sağlıklı yaşam alışkanlıkları, miyom riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. İdeal kilonun korunması, düzenli egzersiz yapılması ve meyve-sebze açısından zengin, dengeli bir beslenme düzeninin benimsenmesi önerilmektedir.
Bazı çalışmalar, doğum kontrol haplarının ya da yalnızca progestin içeren uzun etkili doğum kontrol yöntemlerinin miyom riskini azaltabileceğini düşündürmektedir. Ancak 16 yaşından önce doğum kontrol hapı kullanımı ile artmış miyom riski arasında ilişki olabileceğini bildiren veriler de vardır.
Rahim Miyomu Tanısı Nasıl Konur?
Rahim miyomları çoğu zaman rutin jinekolojik muayene sırasında tesadüfen fark edilir. Doktor, rahmin şeklinde düzensizlik hissederek miyomdan şüphelenebilir.
Miyom belirtileri varsa aşağıdaki testler istenebilir:
Ultrason
Ultrason, rahmin görüntüsünü elde etmek için ses dalgalarını kullanır. Miyomların varlığını doğrulayabilir, yerlerini gösterebilir ve boyutlarını ölçebilir.
Ultrason cihazı karın üzerinden gezdirilerek yapılan incelemeye transabdominal ultrason, vajina içine yerleştirilerek yapılan incelemeye ise transvajinal ultrason denir.
Laboratuvar Testleri
Düzensiz adet kanaması varsa, bunun nedenini araştırmak için kan testleri yapılabilir. Bu testler arasında sürekli kan kaybına bağlı anemiyi değerlendirmek için tam kan sayımı yer alır. Ayrıca kanama bozuklukları veya tiroit hastalıkları açısından da inceleme yapılabilir.
Diğer Görüntüleme Yöntemleri
Ultrason yeterli bilgi sağlamazsa farklı görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir.
Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR)
MR incelemesi, miyomların boyutunu ve yerleşimini daha ayrıntılı biçimde gösterir. Ayrıca farklı tümör tiplerinin ayırt edilmesine yardımcı olabilir ve tedavi seçimini yönlendirebilir. Özellikle rahmi büyük olan kişilerde ya da menopoza yaklaşan dönemde, yani perimenopoz döneminde sık kullanılır.
Histerosonografi
Histerosonografi, rahim boşluğunu genişletmek amacıyla steril tuzlu su kullanılarak yapılan bir incelemedir. Böylece submukozal miyomlar ve rahim iç tabakası daha net görüntülenebilir. Özellikle gebelik planlayanlarda veya yoğun adet kanaması olanlarda yararlı olabilir. Bu yönteme salin infüzyon sonografisi de denir.
Histerosalpingografi
Bu yöntemde rahim boşluğu ve tüplerin röntgende daha belirgin görünmesi için boya maddesi kullanılır. Özellikle kısırlık şüphesi varsa önerilebilir. Tüplerin açık olup olmadığını gösterebilir ve bazı submukozal miyomları saptayabilir.
Histeroskopi
Bu işlemde doktor rahim ağzından rahim içine ince, ışıklı bir cihaz, yani histeroskop, yerleştirir. Sonrasında rahim içine serum verilerek boşluk genişletilir. Böylece rahim duvarları ve tüplerin açıldığı bölgeler ayrıntılı biçimde incelenebilir.
Rahim Miyomu Tedavisi
Rahim miyomları için evrensel olarak en iyi kabul edilen tek bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Birçok farklı tedavi seçeneği mevcuttur. Hangi tedavi yönteminin tercih edileceği; hastanın yaşı, çocuk sahibi olma isteği, miyomun yeri, boyutu ve sayısı gibi faktörlere göre değişiklik gösterebilir. Örneğin, genç ve ileride çocuk sahibi olmayı planlayan bir kişide, rahim koruyucu ameliyatlar veya ilaç tedavileri ön planda olabilir. Menopoza yaklaşan ve gebelik düşünmeyen kişilerde ise, şikâyetlerin şiddetine göre cerrahi seçenekler, hatta rahmin tamamen alınması (histerektomi) değerlendirilebilir. Sadece küçük ve belirti vermeyen miyomlar için ise, düzenli takip yeterli olabilir. Belirtiler mevcutsa, uygun tedavi yöntemlerinin belirlenmesi için bir doktora başvurulması önerilir.
Takip ve Bekleme Yaklaşımı
Rahim miyomu olan birçok kişide belirti yoktur ya da belirtiler hafiftir. Böyle bir durumda en uygun yaklaşım düzenli takip olabilir.
Miyomlar kanser değildir ve gebeliği nadiren etkilerler. Çoğu zaman yavaş veya hiç büyümezler. Menopoz sonrası genellikle küçülürler.
İlaçla Tedavi Seçenekleri
Rahim miyomlarında kullanılan ilaçlar adet döngüsünü yöneten hormonları hedef alır. Bu ilaçlar yoğun adet kanaması ve pelvik baskı gibi belirtileri azaltabilir. Miyomları tamamen ortadan kaldırmazlar, ancak küçülmelerine yardımcı olabilirler.
GnRH Agonistleri
Gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH) agonistleri, vücudun östrojen ve progesteron üretimini baskılar. Böylece geçici olarak menopoz benzeri bir durum oluşur. Adetler durur, miyomlar küçülür ve kansızlık düzelebilir.
Bu gruba leuprolide, goserelin ve triptorelin gibi ilaçlar girer.
Bu ilaçları kullanan birçok kişide sıcak basmaları görülür. Genellikle altı aydan uzun süre kullanılmaları önerilmez. Çünkü ilaç bırakıldığında belirtiler geri dönebilir ve uzun süreli kullanım kemik kaybına yol açabilir. Bazı durumlarda düşük dozda östrojen veya progestin ile birlikte verilir. Bu yaklaşım ek destek tedavisi olarak adlandırılır. Böylece yan etkiler hafifleyebilir ve kullanım süresi 12 aya kadar uzatılabilir. Sıcak basması veya kemik kaybı gibi yan etkiler yaşandığında, hafif ve bol giysi giymek, serin ortamlarda bulunmak, egzersiz yapmak ve dengeli beslenmek yararlı olabilir. Ayrıca, kalsiyum ve D vitamini desteği hakkında doktorunuza danışmak faydalı olacaktır. Herhangi bir yan etki gelişirse doktorunuzla iletişime geçmekten çekinmeyin; hekim, şikayetlerinizi azaltmak için ek yöntemler önerebilir.
Doktor, ameliyat öncesinde miyomları küçültmek amacıyla ya da menopoz dönemine geçişi kolaylaştırmak için GnRH agonisti önerebilir.
GnRH Antagonistleri
GnRH antagonistleri menopoza girmemiş kişilerde rahim miyomlarına bağlı yoğun adet kanamasını azaltabilir. Ancak miyomları küçültmezler. Bu ilaçlar iki yıla kadar kullanılabilir. Ek destek tedavisi ile birlikte alındığında sıcak basması ve kemik kaybı gibi yan etkiler azalabilir. Bazı ilaçların içinde düşük dozda östrojen veya progestin zaten bulunmaktadır.
Bu grupta elagolix ve relugolix yer alır.
Progestin Salan Rahim İçi Araç (Spiral)
Progestin içeren rahim içi araçlar, miyomların neden olduğu yoğun kanamayı hafifletebilir. Ancak yalnızca belirtileri azaltır; miyomları küçültmez veya yok etmez. Ayrıca gebeliği de önler.
Traneksamik Asit
Traneksamik asit, hormonal olmayan bir ilaçtır ve yoğun adet kanamasını azaltabilir. Sadece kanamanın fazla olduğu günlerde kullanılır.
Diğer İlaçlar
Doktor başka ilaçlar da önerebilir. Örneğin, düşük dozda doğum kontrol hapları adet kanamasını denetlemeye yardımcı olabilir. Ancak miyom boyutunu küçültmez.
NSAİİ olarak bilinen steroid olmayan ağrı kesiciler miyoma bağlı ağrıyı azaltabilir; fakat kanamayı azaltmada etkili değildir. İbuprofen ve naproksen sodyum bu gruba örnektir. Yoğun kanama ve kansızlık varsa, vitamin ve demir desteği de önerilebilir.
Ameliyatsız ve Girişimsel Olmayan Tedavi
Cerrahi kesi yapılmadan, vücut içine alet yerleştirilmeden uygulanan bir yöntem de vardır. Bu yöntem MR eşliğinde odaklanmış ultrason cerrahisi (FUS) olarak bilinir.
Bu yöntem, rahmi koruyan ve hastanede yatış gerektirmeyen bir tedavi seçeneğidir. Uygulama sırasında hasta yüksek enerjili ultrason cihazı ile donatılmış MR cihazının içinde bulunur. MR görüntüleri sayesinde doktor miyomların yerini hassas biçimde belirler. Ardından ultrason dalgaları miyoma odaklanır; ısı oluşturarak miyom dokusunun küçük alanlarını yok eder.
Bu teknoloji görece yenidir. Bu nedenle uzun dönem güvenliği ve etkinliği üzerine araştırmalar sürmektedir. Mevcut veriler, FUS yönteminin güvenli ve etkili olduğunu göstermektedir. Ancak belirtileri azaltma gücü, uterin arter embolizasyonu gibi biraz daha girişimsel işlemler kadar yüksek olmayabilir.
Minimal İnvaziv Tedavi Yöntemleri
Bu yöntemlerde ya hiç kesi yapılmaz ya da çok küçük kesiler kullanılır. Açık ameliyata göre daha hızlı iyileşme ve daha az komplikasyon avantajı sunarlar.
Uterin Arter Embolizasyonu
Bu yöntemde, rahmi besleyen atardamarlara küçük tanecikler, yani embolik ajanlar, verilir. Bu parçacıklar miyomlara giden kan akımını keser. Böylece miyomlar küçülür ve zamanla canlılığını kaybeder.
Bu teknik miyomları küçültüp belirtileri hafifletebilir. Kan akımının yumurtalıklara ya da diğer organlara azalması halinde komplikasyon gelişebilir. Ancak araştırmalar, komplikasyon oranlarının cerrahi tedavilere benzer olduğunu göstermektedir. Ayrıca kan nakli gereksinimi riski daha düşüktür.
Radyofrekans Ablasyon
Bu işlemde radyofrekans enerjisinden elde edilen ısı, miyomları tahrip eder ve onları besleyen damarları küçültür. İşlem karın bölgesine açılan küçük kesilerle laparoskopik olarak yapılabileceği gibi vajinal yoldan ya da rahim ağzı içinden de uygulanabilir.
Laparoskopik radyofrekans ablasyonda doktor karın duvarında iki küçük kesi yapar. İçeriye laparoskop denilen kameralı ince bir cihaz yerleştirilir. Kamera ve ultrason yardımıyla tedavi edilecek miyomlar bulunur.
Miyom saptandıktan sonra doktor, miyomun içine ince iğneler göndererek dokuyu ısıtır ve harap eder. Miyomun yapısı hemen değişmeye başlar; örneğin, golf topu sertliğinden marshmallow yumuşaklığına dönüşebilir. Sonraki 3 ila 12 ay boyunca küçülme devam eder ve belirtiler hafifler.
Bu işlem Acessa prosedürü veya Lap-RFA olarak da bilinir. Rahim dokusu kesilmediği için histerektomi ve miyomektomi gibi ameliyatlara göre daha az girişimsel kabul edilir. İşlem sonrası çoğu kişi birkaç gün içinde günlük yaşantısına dönebilir.
Rahim ağzı yoluyla yapılan radyofrekans ablasyon yaklaşımına Sonata adı verilir. Bu yöntemde miyomların yerini belirlemek için ultrason rehberliği kullanılır.
Laparoskopik veya Robotik Miyomektomi
Miyomektomi, miyomların çıkarıldığı ancak rahmin korunduğu ameliyattır.
Miyom sayısı azsa, doktor ile birlikte laparoskopik yöntem tercih edilebilir. Bu yöntemde karında açılan küçük kesilerden ince aletler yerleştirilir ve miyomlar alınır.
Bazı durumlarda robotik sistem kullanılır. Doktor, aletlerden birine bağlı küçük kamerayla karın içini ekranda izler. Robotik miyomektomi, cerraha rahmin büyütülmüş üç boyutlu görüntüsünü sunar. Bu da bazı yöntemlere göre daha hassas çalışma imkânı sağlayabilir.
Büyük miyomlar, daha küçük kesilerden çıkarılabilmeleri için parçalara ayrılabilir. Doku parçalayan bu işleme morcellation adı verilir. Kanserli hücrelerin yayılma riskini azaltmak için bu işlem cerrahi torba içinde yapılabilir. Alternatif olarak kesi biraz genişletilerek miyom bütün halinde de çıkarılabilir.
Histeroskopik Miyomektomi
Miyomlar rahim boşluğunun içinde, yani submukozal yerleşimdeyse, bu yöntem tercih edilebilir. Miyomlar, vajina ve rahim ağzı yoluyla rahim içine ulaştırılan aletlerle çıkarılır.
Endometrial Ablasyon
Bu işlem yoğun adet kanamasını azaltabilir. Rahim içine yerleştirilen bir cihaz, ısı, mikrodalga enerjisi, sıcak su, soğuk uygulama veya elektrik akımı vererek rahim iç tabakasını tahrip eder.
Endometrial ablasyondan sonra gebelik oluşma olasılığı oldukça düşüktür. Yine de dış gebelik gibi tehlikeli durumları önlemek için doğum kontrolü gerekir. Tedavi edilmeyen bir dış gebelik yaşamı tehdit eden kanamaya neden olabilir.
Rahmin alınmadığı tüm işlemlerde, zamanla yeni miyomların gelişme ve yeniden belirti verme riski bulunduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, doktorunuzun önerdiği sıklıkta kontrole gitmek önemlidir. Genellikle, yılda bir kez jinekolojik muayene ve ultrasonografi ile takip önerilir; ancak miyomun özelliklerine ve şikâyetlerin durumuna göre takip sıklığı daha fazla ya da daha az olabilir. Düzenli kontroller, olası bir nüksü veya yeni oluşan miyomları erken tespit etmeye yardımcı olur ve hastaların kendilerini güvende hissetmesini sağlar.
Geleneksel Açık Cerrahi Yöntemler
Bazı durumlarda daha geniş kesi gerektiren klasik cerrahi yöntemlere ihtiyaç duyulabilir.
Abdominal Miyomektomi
Bu ameliyatta miyomlar karın bölgesine yapılan daha büyük bir kesi ile çıkarılır. Birden fazla miyom varsa, miyomlar çok büyükse ya da çok derin yerleşimli ise doktor bu yöntemi önerebilir.
Kendisine tek seçenek olarak histerektomi söylendiği halde, aslında abdominal miyomektomi yapılabilecek birçok kişi vardır. Ancak ameliyat sonrası oluşan yapışıklıklar ileride gebelik şansını azaltabilir.
Histerektomi
Histerektomi, rahmin tamamen alınmasıdır. Rahim miyomları için kalıcı çözüm sağladığı kanıtlanmış tek tedavi seçeneğidir.
Histerektomi sonrasında gebelik mümkün olmaz. Eğer yumurtalıkların da alınması tercih edilirse, menopoz başlar. Bu durumda sıcak basması gibi menopoz yakınmalarını hafifletmek amacıyla hormon tedavisi gündeme gelebilir. Rahim miyomu olan birçok kişi yumurtalıklarını koruma seçeneğine sahiptir.
Miyom Ameliyatlarında Morcellation Riski
Morcellation, miyomların daha küçük parçalara ayrılması işlemidir. Eğer önceden fark edilmemiş kanserli bir tümör varsa, bu işlem kanser hücrelerinin yayılma riskini artırabilir. Bu risk bazı önlemlerle azaltılabilir.
Ameliyat öncesinde kişinin risk faktörlerinin ayrıntılı değerlendirilmesi, miyomun cerrahi torba içinde parçalanması ve gerekirse kesinin genişletilerek miyomun parçalanmadan çıkarılması bu önlemler arasındadır.
Her miyomektomi işleminde, önceden fark edilmemiş bir kanser odağına denk gelme olasılığı vardır. Ancak menopoz öncesindeki daha genç kişilerde tanı konmamış kanser riski, 50 yaşın üzerindekilere göre daha düşüktür.
Ayrıca açık ameliyatlardaki komplikasyonlar minimal invaziv cerrahi sırasında saptanmamış bir kanserin yayılma olasılığından daha sık görülebilir. Doktor morcellation planlıyorsa, işlem öncesinde kişisel risklerin ayrıntılı biçimde açıklanması gerekir.
Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), miyomektomi veya histerektomi sırasında miyomların çıkarılmasında güçle çalışan morcellator cihazlarının çoğu kişi için kullanılmamasını önermektedir. Özellikle menopoza yaklaşan ya da menopoza girmiş kişilerin güç morcellation yönteminden uzak durması tavsiye edilir. Çünkü bu grupta kanser riski daha yüksek olabilir. Ayrıca artık gebelik istemeyen kişiler için başka tedavi seçenekleri de mevcuttur.
Gebelik Düşünülüyorsa veya Doğurganlık Korunmak İsteniyorsa
Histerektomi ve endometrial ablasyon sonrası ileride gebelik mümkün değildir. Ayrıca uterin arter embolizasyonu ve radyofrekans ablasyon da doğurganlığı en üst düzeyde korumak isteyen kişiler için her zaman en ideal seçenek olmayabilir.
Gebelik planı olan ya da ileride çocuk sahibi olma ihtimalini korumak isteyen kişilerin bu işlemlerin risk ve yararlarını doktoruyla ayrıntılı biçimde değerlendirmesi gerekir. Eğer aktif olarak gebelik düşünülüyorsa, miyom tedavisine karar vermeden önce kapsamlı bir fertilite değerlendirmesi yapılmalıdır.
Doğurganlığın korunmasının önemli olduğu durumlarda, tedavi gerekiyorsa, çoğu zaman ilk tercih miyomektomi olur. Ancak her tedavi yönteminin kendine özgü avantajları ve riskleri vardır.
Yeni Miyom Gelişme Riski
Histerektomi dışındaki tüm tedavilerde, ameliyat sırasında fark edilmeyen çok küçük miyom odakları daha sonra büyüyerek tekrar belirti verebilir. Bu durum çoğu zaman nüks, yani tekrarlama olarak tanımlanır. Ayrıca zaman içinde yeni miyomlar da oluşabilir ve yeniden tedavi gerektirebilir.
Bazı işlemler ise mevcut miyomların yalnızca bir bölümünü tedavi eder. Laparoskopik veya robotik miyomektomi, radyofrekans ablasyon ve MR eşliğinde odaklanmış ultrason cerrahisi buna örnek gösterilebilir.
Tamamlayıcı ve Alternatif Yaklaşımlar
Bazı internet siteleri ve sağlık yayınları rahim miyomu için alternatif yöntemler önermektedir. Bunlar arasında özel diyet programları, mıknatıs tedavisi, black cohosh, bitkisel karışımlar ve homeopati yer alabilir. Ancak bugüne kadar bu yöntemlerin etkili olduğunu gösteren güçlü bilimsel kanıt bulunmamaktadır.
Küçük ölçekli bazı çalışmalar, akupunkturun temel tedaviye ek olarak kullanıldığında yardımcı olabileceğini düşündürmektedir. Bu yöntemde uygulayıcı vücudun belirli noktalarına çok ince iğneler yerleştirir.
Doktor Randevusuna Hazırlık
İlk başvuru genellikle aile hekimine, kadın hastalıkları uzmanına ya da jinekoloğa yapılır. Randevu süresi kısa olabileceğinden önceden hazırlanmak faydalıdır.
Sizin Yapabilecekleriniz
Yaşadığınız tüm belirtileri not edin. Bunların randevu nedeninizle ilişkili olmadığını düşünseniz bile, listeye ekleyin. Kullandığınız tüm ilaçları, bitkisel ürünleri ve vitamin takviyelerini, dozları ve kullanım sıklıklarıyla birlikte yazın. Mümkünse bir aile üyesini veya yakın bir arkadaşınızı yanınıza alın. Görüşme sırasında çok fazla bilgi verilebileceği için her ayrıntıyı hatırlamak zor olabilir. Not almak için bir defter ya da elektronik cihaz götürün. Doktora sormak istediğiniz soruları önceden hazırlayın ve en önemli olanları listenin başına yazın.
Ayrıca, randevu öncesinde takip ettiğiniz belirtileri bir tablo veya takvim aracılığıyla kaydetmeniz faydalı olabilir. Örneğin, adet kanamanızın süresini ve miktarını, pelvik ağrı, bası hissi ya da diğer şikayetlerin sıklığını ve şiddetini kısa notlarla kaydedebilirsiniz. Böylece doktorunuza daha ayrıntılı bilgi sunabilir ve tedavi kararının daha kolay verilmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Örnek soru listesi:
- Kaç tane miyomum var? Boyutları ve yerleri nedir?
- Miyomlarım için hangi tedavi seçenekleri uygundur?
- İlaçların veya tedavilerin olası yan etkileri nelerdir?
- Hangi durumlarda ameliyat gereklidir?
- Uygulanacak tedavi doğurganlığımı etkiler mi?
- Tedavi sonrası tekrar miyom oluşur mu?
- Takip sıklığı nasıl olmalı?
Rahim miyomları için doktora sorulabilecek temel sorular şunlar olabilir: Kaç tane miyomum var? Boyutları ne kadar ve tam olarak nerede bulunuyorlar? Rahim miyomları veya belirtilerim için hangi ilaç seçenekleri mevcut? Kullanılacak ilaçların olası yan etkileri nelerdir? Hangi durumlarda ameliyat önerirsiniz? Ameliyat öncesinde veya sonrasında ilaç kullanmam gerekir mi? Miyomlar gebelik şansımı etkiler mi? Rahim miyomu tedavisi doğurganlığımı artırabilir mi?
Doktorun anlattığı her şeyi tam olarak anlamak önemlidir. Gerekirse tekrar açıklamasını istemekten veya ek soru sormaktan çekinmemek gerekir.
Doktorun Sorabileceği Sorular
Doktor size belirtilerinizin ne sıklıkla olduğu, ne zamandır sürdüğü, ne kadar ağrılı olduğu, adet döngüsü ile ilişkili olup olmadığı, hangi durumların şikâyetleri hafiflettiği veya artırdığı ve ailede miyom öyküsü bulunup bulunmadığı gibi sorular yöneltebilir.
Sonuç
Rahim miyomları, kadın sağlığında oldukça sık görülen ve çoğunlukla iyi huylu seyreden oluşumlardır. Bazı bireylerde belirti vermeden kalabilirken, bazı durumlarda yoğun kanama, pelvik ağrı, bası hissi, kansızlık ve doğurganlık sorunlarına yol açabilir. Miyomun sayısı, büyüklüğü, yerleşimi ve bireyin gebelik planı tedavi kararında belirleyici unsurlardır. Günümüzde takip, ilaç tedavisi, minimal invaziv girişimler ve açık cerrahi dahil olmak üzere çok sayıda tedavi seçeneği bulunmaktadır. En uygun yaklaşım, hastanın yaşı, şikâyetleri, miyomun yapısı ve çocuk sahibi olma isteği birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir. Miyomlar, özellikle yoğun kanama ve ağrı gibi şikâyetlere yol açtığında kişinin günlük yaşamını etkileyebilir. Böyle durumlarda düzenli uyku, dengeli ve sağlıklı beslenme, yeterli sıvı alımı, stresi azaltmaya yönelik aktiviteler ve düzenli hafif egzersizler yaşam kalitesini artırabilir. Eğer kansızlık varsa, demir içeriği yüksek besinlerin tercih edilmesi de fayda sağlayabilir. Ayrıca, kişisel ihtiyaçlara göre dinlenmeye zaman ayırmak ve destek almak da önemlidir. Şikâyetlerin arttığı dönemlerde doktor tavsiyelerine uymak, gerekirse tedavi seçeneklerini gözden geçirmek kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olabilir.